
Anadolu Demir Çağ halklarından Lelegler tarafından Yarımada’da kurulmuş en önemli kent olan Pedasa‘da 2007 yılından bu yana T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle Prof. Dr. Adnan Diler bilimsel danışmanlığındaki bir ekip tarafından çalışmaları yürütülüyor. Son 4 yıldır da Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi başkanlığında, Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı(YİKOB) ve Bodrum Belediyesi destekleriyle yayın çalışmalarına yönelik belgeleme ve Leleg Kültür Yolu Projesi çerçevesinde koruma restorasyon ve çevre düzenleme çalışmaları yapılıyor.

Sur duvarları ve küçük kuleler için projeler hazırlandı
Bu çerçevede Pedasa Antik Kenti’nin akropolisinde restorasyon çalışmaları gerçekleştirildi, kalede bir kısmı yıkık durumdaki gözetleme kulesi restore edildi. Yarımada’ya özgü Leleg kültürünü tanıtmak ve bölgede ihtiyaç duyulan yüksek kaliteli kültür turizminde bir değere dönüştürmenin hedeflendiği bu projede sur duvarları ve diğer küçük kuleler için de projeler hazırlanarak Anıtlar Kurulu onayına sunuldu.

Lelegler, Yarımada’nın tepelerinde iskanlar kurdular
Çalışmaların bilimsel danışmanı Prof. Dr. Adnan Diler, Yunan Tarihçi Strabon’un anlattığına göre Leleg’lerin Bodrum’da 8 kent kurduğunu ifade ederek şu bilgileri verdi: “Bu 8 kentten en önemlisi Pedasa Antik Kenti. Bu kentin kuruluş tarihi, M.Ö. 11. ve 12. yüzyıla kadar gidiyor. Lelegler, bu Yarımada’nın tepelerinde iskanlar kurdular. Daha çok küçük çevirmeler, meskenlerden, çiftlik evlerinden oluşan. Fakat M.Ö. 6. yüzyılda Perslerin Anadolu’ya saldırmaları üzerine küçük yerleşmeler birleştiler ve büyük kaleler kurdular. Pedasa Kalesi de bu dönemde yapıldı. Pedasa Kalesi’nin bir özelliği de tepede bir iç yerleşmesi var, dış surları var. Bu arkamızda gördüğümüz kule, 5. yüzyıldaki savaşta kenti korumak için yapılmış. Aslında ben, Pedasalılar ve Leleglerin Mausolos’a karşı da bir direnç gösterdiğini düşünüyorum. O dönemin öncesinde de yapılmış olması mümkün. Buradan antik kente giriliyordu. Bu kulenin altında bir yol var. Bu yol tamamen kapatılmış ve savunma için daha küçük bir kapı yapılmış”.

Pers saldırısı sırasında tüm Leleg kentlerinde giriş kapılarının kapatıldığını ve surların daha güvenli hale getirildiğini aktaran Adnan Diler, “Bu kaleler aslında sığınma kalesiydi. Burada aynı zamanda yaşama mekanları da var ama yaşam aslında salt bu surların içinde değil. Asıl yaşam surların dışındaydı. Yani tarım arazileri, denizle ilgili tüm etkinlikler hepsi bu surların dışındaydı. İç sur, dış sur geleneği aslında Anadolu’da çok eski bir gelenek. Bu kentte de aynı gelenekte iç ve dış surlar var. Bu da bize buradaki savunma geleneklerinin, yaşama geleneklerinin tamamen Anadolulu olduğunu gösteriyor” dedi.

“Büyük kulenin restorasyonunu tamamladık”
Pedasa’nın en yüksek kalesinin 2 kule ile korunduğundan bahseden Prof. Dr. Adnan Diler, sözlerini şöyle sürdürdü:“Biz buraya 2 Kuleli Bey Kalesi diyoruz. Bey, burada en yüksek yerde yaşıyor. Kuzeyde olan büyük kulenin restorasyonunu tamamladık. Son 3 yıldır Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı ve Valimizin desteğiyle bu çalışmaları yürütüyoruz. Kulenin yıkılmış olan kuzey tarafını tamamen restore ettik. Burası aynı zamanda kontrol ve gözetleme kulesi. Yani Yarımada’nın hem güney denizini hem de kuzey taraftan bu geçiş yollarını kontrol ediyor. O yüzden çok önemli. Şimdi küçük kule, surlar ve bu içerideki yapıların projelerini hazırladık. Bunu da YİKOB’a sunacağız.

15 yıldır bu çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığımızın izin ve desteğiyle yapıyoruz. Ayrıca son 3 yıldır Valimiz Orhan Tavlı’nın desteğiyle YİKOB’tan destek alıyoruz. Daha önce Konacık Belediyesi bize lojistik ve altyapı desteği veriyordu. Şimdi de Bodrum Belediyesi lojistik ve altyapı desteğini veriyor ve böylece bu çalışmaları yürütüyoruz.”

“Leleg Uygarlığı’nı araştırma birimi kurmak istiyoruz”
Bodrum Yarımadası’nda Leleg Uygarlığı’nı araştırma birimi kurmak istediklerini belirten Prof. Dr. Adnan Diler, “Bu çalışmaları hem araştırma bazında, hem de koruma bazında sürekliliğini başka türlü sağlamak mümkün değil. Pedasa, bugüne kadar yeterince araştırılmamış olan Leleg Uygarlığı’nın hem tanıtımı hem de özellikle kültür turizminde değerlendirilmesi için Yarımada için büyük bir fırsat. Yarımada’da şu anda büyük bir yapılaşma var ve korunmuş alanlar, kıyılardan uzakta, tepeler üzerindeki bölgeler. Bunların bir kısmı orman. Önemli bir kısmı da SİT alanları. Bunların büyük kısmı Leleg kalıntıları ile dolu. Bizim de görevimiz bu envanterlerini yaptığımız kalıntıları koruyarak gelecek kuşaklara ulaştırmak” diye konuştu.
Ege’nin Kayıp Uygarlığı LELEGLER
Antik çağlarda Ege’de “Karia” olarak adlandırılan bölge, Bodrum Yarımadası dahil, kabaca günümüzdeki Antik çağlarda Ege’de “Karia” olarak adlandırılan bölge, Bodrum Yarımadası dahil, kabaca günümüzdeki Muğla ilini içine alan bir bölgeydi.
Batı Anadolu’da eski Yunanlılar’dan önce “Mis”ler, “Leleg”ler ve “Kar”lar oturuyorlardı. Misler Anadolu’nun kuzeybatısında, Karlar güneybatıda, Lelegler de Bodrum Yarımadası’nda yaşıyorlardı. Eski Yunan kaynaklarına göre bu iki halk, (Karlar ve Lelegler), Pelasg’larla birlikte Ege’nin en eski halkıydı. Daha sonraları Karia’mn kuzey kıyılarını İonlar, güney kıyılarını da Dorlar ele geçirmişlerdi.
Lelegler hakkında bilgi veren ilk en önemli kaynak, ünlü tarihçi Herodot… Onun anlattığına göre, eski Yunanlılar Miletos’a ilk geldiklerinde burada Karialılar bulunuyordu.
Giritliler, ona “Karialılar’ın eskiden adalarda oturduğunu, destanlarda adı geçen Girit Kralı Minos’a bağlı bulunduklarını ve daha o zamanlarda bile ‘Lelegler’ diye anıldıklarını” kendi masalsı bilgilerinden aktarmışlardı.
Tarihçinin Giritlilerin ağzından yaptığı bu aktarmanın önemi, daha sonra aynı bilgiyi Karialılar’ın ağzından da yapmış olmasında yatıyordu.
Herodot, yapıtında Lelegler’le Karialılar arasında hiçbir ayrım gözetmemişti. Üstelik yapıtının bir yerinde “Karialılar’a eskiden Leleg denildiğinden de söz etmişti…
Lelegler çok eski bir dönemde yaşadıkları için bunlar hakkındaki tüm veriler antik yazar ve tarihçilerin verdiği bilgilere dayanıyor. Günümüz kazılarında her ne kadar Miken ağırlıklı seramikler çıkıyorsa da, kimi uzmanlar Miletos’un da Lelegler tarafından kurulduğunu savunuyor.
Bütün bunların yanında Lelegler’i ilginç yapan en önemli konu, kireçsiz ve harçsız yapılarının tüm izlerinin binlerce yıl sonra bile hala izlerinin sürülebiliyor olması… Günümüz batı kültürüne kaynaklık ettiği öne sürülen Eski Yunan uygarlığının tüm baskısına rağmen bunların silinememiş olduğu gözleniyor.
Lelegler hakkında ilk ve temel bilgileri veren Herodrot “Şu üç şeyi onlar bulmuşlar ve Yunanlılar da onlardan almışlardır” deyip başlıyor anlatmaya… “Savaş başlığının üzerine konan sorguç, kalkan üzerine işaretler kazımak bize onlardan geçmiştir.
Kalkanı tutmak için kulp yapmak da yine onların buluşudur. O zamana kadar kalkan elle kulpundan tutulmaz, boyundan geçirilen bir kayışla sol omuz üstüne alınır ve böyle kullanılırdı…”M.Ö. IV. yüzyıl, yarımadaya ve Lelegler’e büyük değişiklikler getirmiş, Karia bu sıralarda yeniden Pers denetimi altına girmişti. Bölge büyük Pers kralının atadığı bir “satrap” tarafından yönetiliyordu. Yüzyılın başlarında satrap olan Hektadomos, M.Ö. 377 yılında satraplığı oğlu ünlü Mausolos’a bırakmıştı.

Mausolos da, o sırada küçük bir yerleşim yeri olan Halikarnassos’u askeri savunmaya uygun bulup, başkentini Mylasa’dan buraya taşıdı. Satrap, burada yeni ve büyük bir başkent kurmayı tasarlamaktaydı.
Mausolos’un bu amaçla yaptığı işlerden biri de, komşu Leleg kasabasının halkını, kimi zaman zor kullanarak yeni başkente, yani Halikarnassos’a getirip büyük alana yerleştirmesiydi.
Bu olaydan sonra Lelegler’in sayısı yarımada üzerinde azalmaya başladı. Ancak Myndos ve Syangela varlıklarını sürdürdüler. Fakat Mausolos, bu iki kenti de daha büyük alanlarda yeniden kurdu.
Böylece Myndos ile Syangela Mausolos’un yeni başkentine bağlanmışlarla. Syangela giderek Thiangela’ya dönüştü ve Leleg özelliğini yitirdi. Böylelikle hemen tüm Karia Yunanlılaşarak bir Yunan ili durumuna geldi. Myndos’ta ise bir nüfus azalması sorunu yaşanıyordu.
Kent nüfusu bir türlü beklenilen sayıya ulaşmamıştı. Söylentiye göre, bu sıralarda kenti ziyaret eden filozof Diogenes, kapıların kente oranla çok büyük olduğunu görerek, Myndoslular’a, “Kentin akıp gitmemesi için kapılarını kapalı tutmasını önermiş”ti..
Lelegler’in yanmada üzerinde çok sayıda yerleşmeleri vardı. Günümüzde, Bodrum Yarımadasının en batı ucunda bulunan Gümüşlük, bir zamanlar “Eski Myndos” adıyla anılan bir Leleg yerleşim yeriydi.
Ancak, yapılarında harç kullanmadıkları için zaman içinde hemen hemen tamamı yerle bir oldu. Sadece yarımada üzerinde bugün Lelegler’e ait dokuz büyük yerleşme kalıntısı bulunuyor.
M.Ö. 1500 ile M.Ö. 400 yıllarına kadar varlıklarını sürdüren bu toplumun bölgede kurduklan kentlerin adlan şöyleydi: Eski Myndos’tan başlamak üzere, yarımada üzerinde “Termera”, “Uranium”, “Telmissos”, “Madnasa”, “Side” ve “Pedasa”…