Gürcistan’daki kayaüstü resimleri ile Kafkaslar’daki erken dönem Türk kültürel varlığının somut delilleri ortaya konmuştur.

Gürcistan coğrafyasındaki kayaüstü resimleri, Kafkaslar’ı Türkistan bozkırlarına ve Anadolu’ya bağlayan kadim bir “doğu-batı eksenli kültürel koridorun” somut kanıtlarıdır.

Bölgenin karmaşık kültürel katmanlarına dair yerleşik ve genellikle batı merkezli anlatıları sorgulayan petroglifler, Kafkas tarihini şekillendiren kültürel dinamiklerin yönünü yeniden değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır.

Trialeti’nin sanatsal üslubu, Tusheti’nin sembolik dili ve Demirkaya’nın proto-yazı potansiyeli bir araya geldiğinde; Gürcistan özelinde Kafkaslar’ın kültürel kimliğinin sadece güney ve batıdan değil, daha güçlü ve kadim bir şekilde doğudan, yani Türkistan bozkırlarından gelen unsurlarla şekillendiğine dair çok katmanlı ve bütüncül bir tablo şekillenmektedir. İncelenen kayaüstü resimlerin ışığında Kafkaslar’ın sadece bir geçiş bölgesi değil, aynı zamanda Avrasya bozkır kültürlerinin kök saldığı ve Batı’ya doğru yayıldığı bir merkez olabileceği akla gelmektedir. Binlerce yıl boyunca Türkistan stepleriyle kesintisiz ve dinamik bir kültürel alışveriş içinde olan bölgedeki etkileşim sadece maddi kültür unsurlarıyla sınırlı kalmayıp, kozmolojik inançları ve sembolik dili de kapsamaktadır.

Kafkaslar’daki Türk izlerinin, yaygın olarak kabul gören ve genellikle Selçuklu ilerleyişi ve Kıpçak göçü ile başlatılan tarihten çok daha eskiye dayandığına dair somut arkeolojik kanıtlar sunan tamgalar, stilize figürler ve runik işaretler, bölgedeki Türk kültürel varlığının daha kadim köklere sahip olduğunu düşündürmektedir. Bu durum, Kafkaslar’daki etnik ve kültürel oluşum süreçlerine dair mevcut anlayışı derinleştirecektir.
“Hazarüstü” ile Karadeniz’in doğusu arasında konumlanan Kuzey Kafkasya, Asya-Avrupa doğrultulu hareketliliğin önemli bir geçiş noktası, dinlengâhı ve tabiri caizse çalınan mayanın tuttuğu teknedir. Bozkır üsluplu kaya resimlerinin gözlemlendiği bugünkü Stravropol yakınlarındaki Urup Nehri civarları, Kislovodsk’taki Khasaut Boğazı, Elbruz’un batı eteklerindeki Blechepsin (Biçesi) ve Nalçik’in kuzeyindeki Baksan Boğazı bölgeleri eski İskit ve Sibirya tasvirleri ile örtüşen petroglif sahaları barındırmaktadır.
Kaynak: